<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İyikadın.com &#187; Anne ve Çocuk</title>
	<atom:link href="http://www.iyikadin.com/kategori/anne-ve-cocuk/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.iyikadin.com</link>
	<description>kadın, kadınlar, diyet, moda, güzellik, astroloji, makyaj, evlilik, cinsellik, kariyer, sağlıklı yaşam, kadın sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Feb 2012 01:35:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Ergenlik Döneminde Yaşanan Kimlik Karmaşası</title>
		<link>http://www.iyikadin.com/ergenlik-doneminde-yasanan-kimlik-karmasasi.html</link>
		<comments>http://www.iyikadin.com/ergenlik-doneminde-yasanan-kimlik-karmasasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 22:50:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilkara</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[anne ve cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda ergenlik dönemi sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Erikson]]></category>
		<category><![CDATA[haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kimlik karmaşası yaşayan gençlerin özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uzman Pedagog Didem Küt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iyikadin.com/?p=8482</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar bu dönemde farklı davranışlar sergileyerek kendilerine kimlik oluşturmaya çalışırlar ve zorlu bir süreç ailelerini bekler. Uzman Pedagog Didem Küt, kimlik karmaşası yaşayan gençlerin ortak özellikleri hakkında ailelere bilgi verdi. Hangi toplumda olursa olsun ergen, çağına özgü olan duygu, tutum ve davranış içindedir. Bu çağın temel özelikleri, duygusal coşku ve taşkınlık, çabuk kurulan ve bozulan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-medium wp-image-8483 alignright" title="Ergenlik Döneminde Yaşanan Kimlik Karmaşası" src="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/urun789869-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p>Çocuklar bu dönemde farklı davranışlar sergileyerek kendilerine kimlik oluşturmaya çalışırlar ve zorlu bir süreç ailelerini bekler.<span style="text-decoration: underline;"><strong> Uzman Pedagog Didem Küt</strong></span>, kimlik karmaşası yaşayan gençlerin ortak özellikleri hakkında ailelere bilgi verdi.</p>
<p>Hangi toplumda olursa olsun ergen, çağına özgü olan duygu, tutum ve davranış içindedir. Bu çağın temel özelikleri, duygusal coşku ve taşkınlık, çabuk kurulan ve bozulan ilişkiler, kolay etkilenme, toplum içinde sivrilme, ilgi çekme, rol sahibi olma çabası içinde özetlenebilir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Erikson</strong></span>’a göre bu dönem ergenin kimlik arayışı içinde olduğu dönemdir ve ergen farklı yol ve davranışları deneyerek kendisi için bir kimlik oluşturmaya çalışmaktadır. Çoğu kültür ve bilim adamından da ergenin bu döneminde farklı davranışlarını deneyebileceğini ilişki bir beklenti vardır.</p>
<p><strong>Kimlik karmaşası yaşayan gençlerin özellikleri</strong></p>
<p>Kimlik karmaşasına giren gençler, kendilerine belli bir yön veremeyen, bir yerde kök salamayan gençlerdir. Erikson kimlik karmaşası yaşayan genci şöyle tanımlar: İnsanlara yaklaşma ve sıkı ilişkiler kurmada başarısızlık gösterir ve bunun sonucu yalnızlık çeker. Uygun olmayan rastgele kişilerle arkadaşlık eder. Çalışamama, kendini bir işe verememe, dikkatini toplama güçlüğü belirgindir. Yarışmaktan kaçar ve yeteneklerine uymayan işlerde kendini tüketir. Ailenin ve toplumun onaylamadığı rollere girer. Ters ya da olumsuz kimliğe bürünür.<span id="more-8482"></span></p>
<p>Kimlik karmaşasında kurtulmak için gençler değişik yollara sapabilirler. Şiddet eylemcileri, teröristler bunlara örnek gösterilebilir. Toplumsallaşma süreci, gençlerin toplumun uyumlu bir üyesi olmalarına katkıda bulunur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iyikadin.com/ergenlik-doneminde-yasanan-kimlik-karmasasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde Solunum Yolu Hastalıkları</title>
		<link>http://www.iyikadin.com/bebeklerde-solunum-yolu-hastaliklari.html</link>
		<comments>http://www.iyikadin.com/bebeklerde-solunum-yolu-hastaliklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 00:08:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilkara</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Akut Solunum Yolları Enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[anne bebek]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde solunum yolu hastalığıÇocuklarda Solunum Yolu Enfeksiyonlarının Risk Faktörleri]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde zatürre]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs kafesinde çekilme]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı solunum]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iyikadin.com/?p=8395</guid>
		<description><![CDATA[Solunum sisteminin en büyük görevi yaşamımız için gerekli olan oksijen alışverişini sağlamaktır. Bir canlı nefes almadan en fazla 3-4 dakika yaşayabilir. Solunum sisteminin bir diğer rolü süzgeç görevi yapmaktır. Havadaki tozlar solunum yollarındaki ince tüyler aracılığı ile tutulur. Çocuklarda sık rastlanan solunum yolu hastalıkları çok ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır. &#160; Akut Solunum Yolları Enfeksiyonu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-8396 alignright" title="Bebeklerde Solunum Yolu Hastalıkları" src="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/BEBEKL1.jpg" alt="" width="193" height="279" /></p>
<h2>Solunum sisteminin en büyük görevi yaşamımız için gerekli olan oksijen alışverişini sağlamaktır. Bir canlı nefes almadan en fazla 3-4 dakika yaşayabilir. Solunum sisteminin bir diğer rolü süzgeç görevi yapmaktır. Havadaki tozlar solunum yollarındaki ince tüyler aracılığı ile tutulur. Çocuklarda sık rastlanan solunum yolu hastalıkları çok ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır.</h2>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Akut Solunum Yolları Enfeksiyonu</strong></span></p>
<p>Bebek ve çocukların hastalanma ve ölümlerine neden olan Akut Solunum Yolu Enfeksiyonları (<strong>ASYE</strong>), virüs ve bakterilerin bulaşmasıyla bebeği tehdit ediyor. Düşük doğum ağırlıklı olarak doğmalarının önlenmesi, yenidoğan bakımının iyileştirilmesi, bebeklerin anne sütüyle beslenmelerinin sağlanması, aşıyla korunabilir hastalıklara karşı aşılama programının eksiksiz uygulanması, ev ve çevre koşullarının iyileştirilmesi, kronik hastalıkların uygun şekilde takip ve tedavisi hastalığın görülme riskini azaltır.</p>
<p>Sıklıkla virüs ve bakterilerin neden olduğu akut solunum yolu enfeksiyonları, çok çeşitli klinik tablolar şeklinde ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlardan zatürre, özellikle bebeklik ve çocukluk dönemindeki hastalıkların, ölümlerin en sık nedenini oluşturur.</p>
<p>Türkiye&#8217;de bebek ve çocuk ölümleri içerisinde önemli yer alan Akut Solunum Yolu Enfeksiyonlarına <strong>nbsp; nbsp</strong>; bağlı ölümlerin ve hastalıkların azaltılması amacıyla <strong>Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü</strong> tarafından &#8216;Akut Solunum Yolu Enfeksiyonlarının Kontrolü Programı&#8217;nın 1988 yılından bu yana uygulanmaktadır.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Çocuklarda Solunum Yolu Enfeksiyonlarının Risk Faktörleri Nelerdir?</strong></span></p>
<p>Beslenme bozukluğu olan çocuklarda vücudun savunma sistemi bozulduğu için basit bir<br />
soğuk algınlığı kolayca zatürreye dönüşmektedir.</p>
<p>Erken doğan veya düşük doğum ağırlıklı bebeklerde zatürre nedeniyle olan ölümler daha fazla görülmektedir.</p>
<p>Sigara kullanan ailelerin çocuklarının kullanmayan ailelerin çocuklarına göre 2 kat daha fazla solunum yolu enfeksiyonlarına yakalandıkları görülmektedir.</p>
<p>Hava kirliliğininde solunum enfeksiyonları riskini attırdığı tespit edilmiştir.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Solunum Yolu Enfeksiyonları Nasıl Bulaşır? Belirtileri Nelerdir?</strong></span></p>
<p>Akut solunum yolu enfeksiyonlarında bulaşmanın genellikle hava yolu ve tükürük damlacıklarıdır. quot;Hastalık yerleştiğinde, özellikle zatürrede öksürük, ateş, hızlı solunum, göğüs kafesinde çekilme, burun kanadının solunuma iştirak etmesi, inlemeli-hırıltılı solunum, küçük çocuklarda beslenememe, büyük çocuklarda iştah azlığı görülmektedir.<span id="more-8395"></span></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Bebek ve Çocuklarda Solunum Hastalıkları Nasıl fark edilir?</strong></span></p>
<p>Çocuğun ateşi varsa, sık nefes alıp veriyorsa, nefes alırken göğüs kafesinde çekilmeler oluyorsa, sıvı gıdaları alamıyor ve öksürüğü devam ediyorsa, hiç vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna götürülmeli ve tedaviye başlanmalıdır.</p>
<p>Akut solunum yolu enfeksiyonları sırasında beslenme sürdürülmeli, çocuğun iştahı az olduğu için sık sık ve az az yedirilmelidir. Çocuğun burun tıkanıklığı varsa ve bu durum beslenmesini engelliyorsa burun temizlenmeli, bol su ve sıvı gıdalar verilmelidir.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong>Solunum Yolu Hastalığı Olan Bebeklerin Ev Koşulları Nasıl Olmalıdır?</strong></span></p>
<p>Hastalığı sırasında çocuğun beslenmesi sürdürülmeli, hastalık sonrası kaybettiği kilosunu alması için fazladan bir öğün daha yemek verilmelidir. Bu ek öğün çocuk eski ağırlığına ulaşana kadar sürdürülmelidir.</p>
<p>Hastalık sırasında iştah kaybolur. Çocuğa sık sık ve az az yemek yedirilmelidir.Ateşi varsa düşürülür, bu çocuğun yemek yemesinde yardımcı bir faktördür.</p>
<p>Burun tıkalı ise eczaneden serum fizyolojik alınarak çocuk yatar durumdayken her iki burun deliğine birer damlalık dolusu damlatılmalı, sonra çocuk kaldırılarak yumuşak bir mendille temizlenmelidir.</p>
<p>İçinde tıbbi madde bulunan burun damlaları, zararlı olabileceği için kullanılmamalıdır. Serum fizyolojiğin olmadığı durumlarda yarım litre kaynatılmış soğutulmuş suya bir çay kaşığı tuz konarak karıştırılıp çocuğun burnuna damlatılabilir.</p>
<p>Çocuğun uyuduğu odanın havası çok kuru ise burnu tıkanabilir. Soba veya kaloriferin üzerine üstü açık geniş bir kap içinde su konularak ve sürekli nem yapması sağlanmalıdır.</p>
<p>Hastalıkta, özellikle ateş varken vücuttan sıvı kaybı çok artar. Bunu önlemek için sadece anne sütü alan bebeklerde emzirme sıklaştırılmalıdır.</p>
<p>Çocuk sadece anne sütü almıyorsa ek olarak, temiz içme suyu, diğer sıvılar, meyve suları , süt verilmelidir. Boğaz ağrısı ve öksürük evde hazırlanan şekerli çay, ıhlamur gibi bazı içeceklerle azaltılıp düzeltilebilir.</p>
<p>Eğer çocukta solunum sırasında zorlanma, hızlı solunum ( anne bir kez nefes alıp verirken çocuğun iki veya daha fazla nefes alıp vermesi), sıvı gıdaları içememe,durumunda kötüleşme olursa hemen bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir.</p>
<p>Ayrıca bebeğin uyuduğu odaların iyi havalandırılması korunma açısından çok önemlidir.</p>
<p>Solunum yolu enfeksiyonlarında sigara dumanı riski artıracağı ve hasta çocuklarda iyileşmeyi geciktireceği için çocukların olduğu ortamlarda sigara içilmemelidir.</p>
<p>Ayrıca sigaranın gebelikte kullanımı bebeğin küçük veya düşük kilolu doğma olasılığını artıracağından çocukların akut solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskini artırır. Bebekler ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmeli, 6. Aydan sonra anne sütüne devam edilerek zamanında ve uygun ek gıdalara başlanılmalı, yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iyikadin.com/bebeklerde-solunum-yolu-hastaliklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz Doktordan Korkuyorsa Ne Yapmalısınız</title>
		<link>http://www.iyikadin.com/cocugunuz-doktordan-korkuyorsa-ne-yapmalisiniz.html</link>
		<comments>http://www.iyikadin.com/cocugunuz-doktordan-korkuyorsa-ne-yapmalisiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Nov 2011 02:07:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilkara</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[anne ve cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz doktordan korkuyorsa ne yapmak gerekir]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların doktor korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların doktor korkusunu yenmenin çözümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uz. Dr. Esra Dolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iyikadin.com/?p=8291</guid>
		<description><![CDATA[Pek çok çocuk daha ‘’doktora gidiyoruz’’ cümlesini duyunca paniğe kapılır. Anne babanın endişe ve korkuları, doktora gitme işinin fazla büyütülmesi ve yetişkinlerin sıklıkla kötü hastalıklardan bahsetmesi çocuklara hoş olmayan bir deneyimle karşı karşıya olduklarının işaretini verir. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Dolar Doktora gitmenin korkutucu bir olaya dönüşmemesi için kendi korkularınızı yenmeli, çocuğunuza [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-medium wp-image-8292 alignright" title="Çocuğunuz Doktordan Korkuyorsa Ne Yapmalısınız" src="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/gunessahin_manipulator-252x300.jpg" alt="" width="252" height="300" /></p>
<p>Pek çok çocuk daha ‘’doktora gidiyoruz’’ cümlesini duyunca paniğe kapılır. Anne babanın endişe ve korkuları, doktora gitme işinin fazla büyütülmesi ve yetişkinlerin sıklıkla kötü hastalıklardan bahsetmesi çocuklara hoş olmayan bir deneyimle karşı karşıya olduklarının işaretini verir.</p>
<p><strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Dolar</strong></p>
<p>Doktora gitmenin korkutucu bir olaya dönüşmemesi için kendi korkularınızı yenmeli, çocuğunuza karşı dürüst davranmalı ve onu iyi hazırlamalısınız.</p>
<p><strong>Doktora giderken çocuğunuzu nasıl hazırlamalısınız?</strong></p>
<p><strong></strong><br />
Çocuğunuzla doktora giderken alışverişe gider gibi doğal davranın, olayı önceden güzelleştirmeye kalkışmayın. “Doktor canını acıtmayacak” gibi sözler verirseniz, çocuğunuzda güvensizlik yaratırsınız. Doktorun ona yardımcı olacağını söyleyin. Doktor ona dokunacak, onu muayene edecek, tartacak, ölçecek ve kulaklarının içine bakacaktır. En iyisi doktorun ona yapacaklarını evde önceden prova edin. Bütün çocuklar doktorculuk oynamaya bayılır.</p>
<p><strong>Çocuk doktorunda işlerin yolunda gitmesi için</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Bekleme süresin kısaltmak için önceden randevu alın.</li>
<li> Doktora soracaklarınızı evde yazılı olarak kaydedin, genellikle o heyecanla sorulacaklar unutulur.</li>
<li>Tüm kontrol muayenesi randevularına gidin. Çocuğunuz kontrol muayenesi sırasında sadece muayene edileceği, ağrı ve hastalıktan dolayı doktora gidiyor olmadığı için, doktor ziyareti daha iyi geçer ve iyi bir deneyim olarak belleğine yerleşir.</li>
<li> Muayene sırasında çocuğunuzu teselli etmeyin, bu sadece gereksiz uzamalara neden olur. Muayene sonrası teselli çok daha önemlidir.</li>
<li> Çocuğunuz doktora bilgi verebilecek yaştaysa, kendisi ile ilgili soruları cevaplamasına izin verin. Böylece çocuğunuz ile doktor arasında bir diyalog gelişir ve bu da çocuğunuzda güven oluşmasını, korkularını yenmesini sağlar.</li>
<li> Çocuğunuz kendi başına soyunabiliyorsa, sadece gerçekten gerektiğinde yardım edin. Böylece doktor çocuğunuzun gelişim durumunu gözlemleyebilir.</li>
<li> Çocuğunuza uslu davranması durumunda ödül sözü vermeyin.</li>
</ul>
<p><span id="more-8291"></span></p>
<p><strong>Çocuğunuzun doktor korkusunu yenmek için neler yapabilirsiniz?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Çocuğunuzun en sevdiği oyuncağını muayenehaneye götürmesine ve muayene sırasında yanında tutmasına izin verin.</li>
<li>Muayene sırasında kendini en rahat hissettiği konumu arayıp bulması için onu cesaretlendirin. Bu genellikle anne kucağında oturmak olacaktır. Siz de onunla beraber muayene yatağına oturabilirsiniz. Özellikle süt çocukları ve küçük çocuklar muayene sırasında annelerinin kollarında olurlarsa daha az korkarlar.</li>
<li>Doktorun çocuğu doğru tutma biçimini göstermesine izin verin; böylece çocuğunuz rahatsız muayeneler yaşamaz.</li>
<li> Çocuğunuzu bir anda çırılçıplak soymayın, külotunun üstünde kalmasına izin verin. Çocuk soyunmak istemiyorsa, o sırada incelenecek vücut kısmını açarak ilerleyin.</li>
<li> Doktorun çocuğunuza hatıra olarak küçük bir hediye vermesine izin verin. Bunun dışında bir doktor ziyareti büyük hediyelerle ya da vaatlerle ödüllendirilmemelidir.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iyikadin.com/cocugunuz-doktordan-korkuyorsa-ne-yapmalisiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda İştahsızlık.</title>
		<link>http://www.iyikadin.com/cocuklarda-istahsizlik.html</link>
		<comments>http://www.iyikadin.com/cocuklarda-istahsizlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 00:59:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilkara</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[anne çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda ve bebeklerde iştahsızlık sorunu ve çözümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hacettepe Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsız bebek]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsız çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Türkan Kutluay Merdol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iyikadin.com/?p=8141</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuzun iştahsızlığı karşısında endişe ediyor ve kendinizi çaresiz mi hissediyorsunuz? Hemen paniklemeyin Hacettepe Üniversitesi Sağlık Teknolojisi Yüksek Okul Müdürü, Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Türkan Kutluay Merdol, iştahsız çocuk yönetiminde yapılması gerekenleri anlatıyor ve iştahsız çocuklarla uğraşan annelere ışık tutuyor. Bebeğin Doğum Kilosu Bebeklik Ve Çocukluk Çağındaki Kilosu: Her çocuğun kendine özgü gelişim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/istahsiz-bebek.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-8142" src="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/istahsiz-bebek-300x268.jpg" alt="" width="300" height="268" /></a></p>
<p>Çocuğunuzun iştahsızlığı karşısında endişe ediyor ve kendinizi çaresiz mi hissediyorsunuz? Hemen paniklemeyin <span style="text-decoration: underline"><strong>Hacettepe Üniversitesi Sağlık Teknolojisi Yüksek Okul Müdürü, Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Türkan Kutluay Merdol</strong></span>, iştahsız çocuk yönetiminde yapılması gerekenleri anlatıyor ve iştahsız çocuklarla uğraşan annelere ışık tutuyor.</p>
<p><span style="color: #008000"><strong>Bebeğin Doğum Kilosu Bebeklik Ve Çocukluk Çağındaki Kilosu:</strong></span><br />
Her çocuğun kendine özgü gelişim hızı olduğunu ve bu kapasitenin büyük oranda genetik özellikler taşıdığını unutmamak gerekir. Doğum anındaki boy-kilo ve fizik kapasitenin (emme yutma refleksi vb.), çocuğun ileri yaşlarda erişeceği boy ve kilo için önemli ip uçları verir. Genetik potansiyeli düşük çocuğun aşırı beslenme ile boyunun uzatılamaz aksine buna karşın obez yapılabilir. BU açıdan çocuğun gelişiminin izlenmesinin büyük önem taşır. Çocuğun büyümesinde duraklama olup olmadığı izlenmeli, anne-çocuk arasındaki iletişime bağlı olarak beslenmesi değerlendirilmelidir.</p>
<p><span style="color: #008000"><strong>Bebeklikten İtibaren Çocukları Yeni Bir Besine Alıştırırken Dikkat Edilecek Noktalar:</strong></span><br />
Yemek seçici olarak tanımlanabilecek çocuklar, birkaç besin dışında değişik besin yemeyen ve yeni besine karşı ilgi göstermeyen çocuklardır. Bu tip çocukların bebeklik ve erken çocukluk dönemlerinde değişik besinlere alıştırılmamış çocuklar olduğu kanısı yaygındır. Bu nedenle bebeklere altıncı aydan itibaren her türlü besin küçük miktarlarda verilerek alıştırılmalıdır. Bir yaşına kadar tüm besinlerle tanıştırılmış çocukların daha az seçici oldukları bildirilmektedir.<br />
Yemek seçici olarak tanımlanmış bir çocuk yeni besine alıştırılırken, önüne o besin konulmalı; fakat yemesi için ısrar edilmemelidir. Çocuğun besini tekrar tekrar görmesi ve küçük bir parça denemesi sağlanmalıdır. Çocuk, besini ilk tattığında hemen ağzından geri çıkarabilir. Bu durumda telaş edilmemelidir. Katı besini ilk defa tadan çocuklar, ne yapacaklarını bilmediklerinden besini dilleri ile dışarı iter. Bu, çocuğun besini beğenmediği anlamına gelmez. Besin, miktarı küçültülerek yeniden verilir. Çocuk ısrarla besini reddediyorsa, bırakılmalı, aradan bir kaç gün hatta bazen hafta geçtikten sonra yeniden denenmelidir. Çocuklar genellikle çevrede olup bitenlerin farkındadır. Sofrada ailesi ile birlikte oturan çocuk, aile bireylerinin farklı, kendisinin farklı yediğini görüp buna itiraz edebilir. Konuşamadığı için de sadece besini almayı reddederek bunu anlatmaya çalışır. Uygun olan davranış, aile bireylerinin yediklerinden çocuğa ezerek yedirmektir. Çocuk, 1.5 yaşından sonra kaşık tutmaya başlayabilir. Yemek yerken çocuğun eline kaşık verilmeli, yemeğini kendisinin yemesi için yardım edilmeli, ancak bir taraftan da anne yedirmelidir. Çocuğu için çeşitli besin karışımlarından ezme hazırlayan anneler, yemeği çocuğa vermeden önce tatmalıdır. Tadı hoş olmayan besini çocuğun yemesi beklenemez.</p>
<p><span style="color: #008000"><strong>Bebeğe Ya Da Çocuğa Verilen Yemeğin Miktarı Ne Olmalıdır:<span id="more-8141"></span></strong></span><br />
Çocukların tabağına konan yemek miktarı da çocuğun iştahını etkileyen bir etmendir. İştahsız çocuk, tabağına konulan yemeğin miktarı fazla ise öğürme hissi duyarak iştahını baskılayabilir. Yemekler tabağa küçük miktarlarda konulmalı, çocuğun yemeğini bitirme hazzını yaşaması sağlanmalıdır. Her defasında zorlanarak tabağındaki yemeği bitiren çocuklarda &#8216;yemek fobisi&#8217; gelişebilir. Bu gibi durumlarda yemeğin miktarı azaltılırken yoğunluğu arttırılabilir. Şeker ve yağ oranları arttırılarak çocuğun enerjisini tamamlaması sağlanmalıdır. Alınan enerji yetersiz olduğunda protein de enerji için kullanılacağından, çocuğun büyüme ve gelişmesi için yeterli protein alınamamış olur. Unutulmamalıdır ki, yeterli büyüme ve gelişmenin sağlanmasında protein çok önemlidir, bu nedenle de günlük total enerji içindeki oranı yüzde 15&#8242;in altına düşmemelidir. Karbonhidrat içeriği yüksek besinler, tüketilmelerinden kısa bir süre sonra kan glukoz düzeyini yükseltir. Buna cevap olarak insülin salınımı artar ve bu seviye aşağı çekilir. Bu da kişinin bir sonraki öğün için acıkmasını sağlar. Bazı ara öğünlerde az miktar karbonhidratı yüksek besin vererek, çocukta açlık duygusu yaratılabilir. Ancak sürekli karbonhidratı yüksek besinler vermekten çocukta glukoz metabolizması bozukluklarına varan sorunlar yaratabileceğinden kaçınılmalıdır. Öğünlerin protein, karbonhidrat ve yağ içeriği dengeli, vitamin ve mineral yönünden de yeterli olmalıdır.&#8221;</p>
<p><span style="color: #008000">Bebekken İştahsız Çocuk Çocukluk Çağında Da Bu Davranışı Sürdürür Mü:</span><br />
Bebeklik döneminde iştahı normal olan çocuklar, okul öncesi dönemde farklı davranış sergileyebilir. Okul öncesi dönem çocuğu taklitçidir. Erkek çocuk babayı, kız çocuk anneyi taklit eder. Çocuğun aile ile masada oturması, uygun beslenme alışkanlığı kazanması için gereklidir. Ancak, anne ya da baba yemek seçici ise ve aşırı titiz davranıyorsa, sözgelimi yemeğini üstüne dökmemesi, etrafa sıçratmaması için sürekli uyarılıyorsa, çocuğun olumlu alışkanlıklar geliştirmesi zorlaşır. Kendileri süt içmeyen ve sütü sevmediklerini ifade eden ebeveynlerin, çocuklarına süt içirmeleri kolay değildir.</p>
<p><span style="color: #008000"><strong>Çocuklar Çocukluk Çağında Sebze Yemelerini Pek Tercih Etmez:</strong></span><br />
Bu dönemde çocuklar, besinlere karşı belirli ve kesin tavırlar koymaya başlar, besin grupları içinde en az sebzeleri severler. Ayrıca, besinleri karışık olarak tüketmekten hoşlanmazlar. Besini tanıyabilecekleri şekilde görmek isterler ve besinler elleri ile yiyebilecekleri şekilde olursa daha çok severler. Anneler, sebzeleri çocuklara sunarken pişirme şekli ve servisine özen göstermelidir. Zira bu yaş çocuklar genellikle lahana, karnabahar, pırasa, kereviz gibi sebzeleri yemezler. Keskin tat ve kokulara çok hassastırlar, bu nedenle de çiğ yenebilen domates, havuç gibi sebzeleri pişmiş diğer sebze yemeklerinden daha çok tercih ederler. Bu tür sebzeler ince kesilip verilirse, çocuk tarafından daha kolay ve severek tüketilir. Birçok sebzeyi sevmiyor ve yemiyor diye çocuğun hırpalanması, annenin üzülmesi doğru değildir. Sınırlı da olsa yediği birkaç sebze ve çeşitli meyveler, sebze ve meyve grubundan alması gereken besin öğelerini karşılamaya yeter.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki, okul öncesi dönem çocuğu besin seçicidir. Her besini iştahla yemez. Sevdikleri oldukça sınırlıdır. Aile çocuğun sevmediği yemekleri sofraya koyarak onun görmesini ve öğrenmesini sağladığı sürece, çocuk ileri yaşlarda bu yemekleri severek yiyecektir. Tekrar tekrar aynı yemeği gören çocuk, genellikle bir süre sonra kendiliğinden yemeği tatmak ister. Et, bu yaşlarda büyük parçalar halinde tüketilemez. Bu nedenle genellikle kıyma şeklinde kullanılır. Anneler çocuklarının bonfile, pirzola vb. et tüketmelerini istiyorlarsa, iyi pişirilmiş olmalarına dikkat etmelidir. Etler büyük parça olarak pişirilirse, çocuğa verilirken çok küçük parçalara bölünmelidir. Çocuk, büyük parça eti ancak 7-8 yaşlarında rahat yiyebilir.<!--more--></p>
<p><span style="color: #008000"><strong>Yemek Esnasında Ailelerin Çocuk Açısından Dikkat Etmeleri Gereken Noktalar Nelerdir:</strong></span></p>
<p>Çocuğun yemek yerken iyi gözlemlenmesi gerekir. Yemekle ilgili hiçbir uyarının çocuk yemek yerken yapılmaması da önemli bir noktadır. Yemek yerken çocuklara ısrarda bulunulmamalıdır. Israr edilen çocuk, kendisi yemek yemeyi öğrenemez. Çocuklar grup içinde ve anneden ayrı olduklarında daha farklı davranış sergiler. Evde hiç yemediği bir yemeği, yuvada arkadaşları ile birlikte iştahla yiyebilir. Yuvaya giden çocukların yemek yemeleri ile ilgili davranışları yuva öğretmenlerince, annelerin işbirliği ile değerlendirilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iyikadin.com/cocuklarda-istahsizlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ailelerin Çocukları İçin Yaptıkları Büyük Hatalar.</title>
		<link>http://www.iyikadin.com/ailelerin-cocuklari-icin-yaptiklari-buyuk-hatalar.html</link>
		<comments>http://www.iyikadin.com/ailelerin-cocuklari-icin-yaptiklari-buyuk-hatalar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2011 23:27:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilkara</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ailelerin yaptığı hatalar]]></category>
		<category><![CDATA[anne ve cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi.]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk yetiştirmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iyikadin.com/?p=8078</guid>
		<description><![CDATA[Hepimiz çocuklarımızı severken ufak tefek gibi görünen bazı şeyleri gözden kaçırıp önemli hatalar yaparız. İşte ailelerin yaptıkları büyük hata.. 1) Şımarık çocuklar Ailelerin çocuklarını sevdikleri ve sahip olamadıkları herşeyi onun sahip olmasını istemeleri şüphesizdir. Herşeye rağmen bu biraz maliyetli olabilir. Bu tür iyi niyetlerin sonunda sahip olduklarından memnun olmayan çocuklar ortaya çıkar. Bunun sonucunda çocuklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/annne1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-8079" src="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/annne1-300x300.jpg" alt="" width="232" height="211" /></a></p>
<p>Hepimiz çocuklarımızı severken ufak tefek gibi görünen bazı şeyleri gözden kaçırıp önemli hatalar yaparız. İşte ailelerin yaptıkları büyük hata..</p>
<p><span style="color: #ff00ff"><strong>1) Şımarık çocuklar</strong></span><br />
Ailelerin çocuklarını sevdikleri ve sahip olamadıkları herşeyi onun sahip olmasını istemeleri şüphesizdir. Herşeye rağmen bu biraz maliyetli olabilir. Bu tür iyi niyetlerin sonunda sahip olduklarından memnun olmayan çocuklar ortaya çıkar. Bunun sonucunda çocuklar her zaman memnuniyetsiz ve daha çok ister hale gelir. Çocuğunuzun aslında pahalı ıvır zıvırlara çok fazla ihtiyacı yoktur, onun ihtiyacı olan şey ailesiyle özel zaman geçirmektir. Onlara yaşamlarını daha iyi hale getirmek için ne yapabileceklerini ve sahip oldukları için nasıl mutlu olacaklarını öğretin.</p>
<p><span style="color: #ff00ff"><strong>2) Yetersiz disiplin</strong></span><br />
Çocuklarınızı disipline etmek için yetersiz ve tembel davranırsanız, arkadaşlarınıza, öğretmenlerine ve kendi araşkadaşlarına kötü davranan küçük bir şeytana sahip olursunuz. Kanepeleri sıçrama tahtası gibi kullanmasına izin vermeniz yeterli olmayacaktır çünkü başka yerlere gittiğinizde de böyle davranmak isteyecektir. Çocuklarınıza misafirliğe gittiğinizde nasıl davranmaları gerektiğini anlatabilirsiniz. Yeterince disiplinli yetiştirilmemiş çocuklar komşu için kabus olabilir. Aynı şekilde sofrada hoş olmayan şekilde davranışlar ve sözler sarfedebilir. Eğer çocuğunuza gereken şeyleri öğretemezseniz kimse onu sevmeyecek ve sizde ondan hoşlanmayacaksınız.</p>
<p><span style="color: #ff00ff"><strong>3) Okuluna karışmak</strong></span><br />
Okul çocuğunuzun evden daha çok vakit harcadığı yerdir. Ayrıca, hayatını paylaştığı, sorumluluk aldığı bir yerdir. Orada neler olup bittiğine çok karışmadan nasıl bakacaksınız? Siz ya da eşiniz farketmez: Okuldayken size ihtiyaç duyduğunda elbette orada olacaksınız. Çocuğunuzun ihtiyaç duyduğu anda işinizi kesinlikle mazeret göstermeyin, mümkünse bir gün izin alın. Sonunda iyi vakit geçireceğinizi göreceksiniz. En azından onun hakkında öğretmeniyle mailleşebilirsiniz. Çocuğunuzun gelişimi hakkında bilgi edinmenin en iyi yolu öğretmeniyle iletişim kurmaktır ve öğretmeni herhangi bir durumda sizi uyarabilir. Çocuğunuzun öğretmeni onunla ilgili daha çok aktif rol alabilir.</p>
<p><span style="color: #ff00ff"><strong>4) Vasat övgü<span id="more-8078"></span></strong></span><br />
Çocuğumuzu cesaretlendirmek ve özgüven kazanmasını isterken daha çok belli etmeniz ve samimi olmanız gerekiyor. Çocuğunuzun özgüven kazanması harikadır ancak hatalı yaptığı şeyleri de özgüven kazansın diye övmek yanlıştır. Ufak ya da büyük hatasını gördüğünüzde kırıcı olmadan düzeltin ve şimdikinden daha iyi yapmasını sağlayın.</p>
<p><span style="color: #ff00ff"><strong>5) Çocuğa yeterince sorumluluk vermemek</strong></span><br />
Çocuğunuza evdeki angarya işleri yaptırabilir, sorumluluk almasını sağlayabilirsiniz. Evin otel olmadığını anlamasını sağlayın. Ekstra bir iş yaparsa ona harçlık verebilirsiniz. Ailede önemli bir yeri olduğunu anlamasını sağlayabilirsiniz. Eğer herhangi bir sorumluluk vermezseniz okulunda ya da işinde başarılı olmasını nasıl bekleyebilirsiniz? Çocuğunuza yaşına uygun işler verin.</p>
<p><span style="color: #ff00ff"><strong>6) İyi bir eş olmama</strong></span><br />
Anne-babanın çocuğun gelişimindeki önemi özellikle de ergenlik döneminde tartışılmaz. Eğer eşinizle ilişkileriniz zayıfsa, çocuğunuzun yanında birbirinize kızıp küfrediyorsanız çocuğunuzun gelecekte bu şekilde davranacağını unutmamalısınız. Çocuklar sizi izlerken dinlemekten daha çok öğrenirler. Birbirinize aşk ve sevgiyle davranırsanız, çocuğa aile olmanın değerini göstermiş olursunuz. Bu kötü ve korkunç bir dünyada yaşadıklarını düşündürmez, kendilerini güvende hissetmelerini sağlar.</p>
<p><span style="color: #ff00ff"><strong>7) Gerçekçi olmayan beklentiler</strong></span><br />
Çocuğunuzla iletişim kurarken onlardan beklentilerinizin gerçekçi olmasına özen gösterin. Eğer 2 yaşındaki çocuğunuzla hoş bir akşam yemeğine çıkmak istiyorsanız onun orada küçük prens gibi oturacağını düşünmeyin. Kilolu oğlunuzun iyi bir futbol yıldızı olmasını beklemeniz de gerçekçi olmayacaktır. Çocuklarınız için gerçekçi olmayan beklentiler yerine onları mutlu edecek beklentileriniz olmasına özen gösterin.</p>
<p><span style="color: #ff00ff"><strong> <img src='http://www.iyikadin.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Çocuğunuzu kendinden korumayın</strong></span><br />
Çoğu aile bugünlerde çocuklarının her türlü ihtiyaçlarını karşılamaya ve çocuklarını zor işlerden koruyarak onların bağımsız birey olması için çalışıyor. Çocuğunuz herşeyi altın tepside sunduğunuzda elde etmek için çabalamayı öğrenemez ve kolay incinir hale gelir. Onlara hayata karşı güçlü olmayı öğretin bu onları daha az sevdiğiniz anlamına gelmez, hatta daha çok sevdiğiniz anlamına gelir.</p>
<p><span style="color: #ff00ff"><strong>9) Diğer çocukların yaptığı yapması için zormayın</strong></span><br />
Çocuklarla vakit geçirmesini sağlayın. Aileler diğer çocukların yaptığını yapmasını beklememeli ya da onların dünyasına yetişkin gibi bakmamalı. Sizin hayaliniz olan &#8216;zengin bir adamla evlenmek&#8217; kızınızın gelecekte böyle bir şey yapacağı anlamına gelmez. Kulağına çift delik açtırmanız sizin hayalinizdir, onların değil. Çocuğunuzun sizin hayallerinizi öğrenmesi harika, ancak kendi hayalleriyle beraber büyümelerine izin verin.</p>
<p><span style="color: #ff00ff"><strong>10) Söylediklerini dinlememek<!--more--></strong></span><br />
Eğer komşunuzun yardıma ihtiyacı varsa çocuğunuzdan ona yardım etmesini isteyin, böylece sürekli onu takip etmek zorunda kalmazsınız. Eğer doğru sözcükleri kullanmazsanız, çocuğunuz sizinle hiçbir şeyi paylaşmayacaktır. Elinizde gerçek bir problemin olmasına neden olur. Siz ona güvenmediğiniz ve dinlemediğiniz için çocuğunuz size güvenmeyecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iyikadin.com/ailelerin-cocuklari-icin-yaptiklari-buyuk-hatalar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların IQ&#8217;su Zaman İçerisinde Değişim Gösterebiliyor</title>
		<link>http://www.iyikadin.com/cocuklarin-iqsu-zaman-icerisinde-degisim-gosterebiliyor.html</link>
		<comments>http://www.iyikadin.com/cocuklarin-iqsu-zaman-icerisinde-degisim-gosterebiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 23:47:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilkara</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[anne ve cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda ergenlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda zeka]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların IQ]]></category>
		<category><![CDATA[egenlikte değişen zeka]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz bilim adamı Prof. Cathy Price]]></category>
		<category><![CDATA[IQ]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iyikadin.com/?p=7854</guid>
		<description><![CDATA[İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre; varsayılanın aksine çocukların IQ&#8217;su zaman içerisinde değişim gösterebiliyor. 12-16 yaş aralığındaki gençler üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları Nature dergisinde yayımlandı. Araştırmada, dört yıl arayla çocukların IQ&#8217;sunu ölçtü ve manyetik rezonans görüntüleme tekniğini kullanarak beyinlerini inceledi.  İngiliz bilim adamı Prof. Cathy Price, çocukları oldukça erken yaşta değerlendirme ve eğitim hayatını belirleme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/okg.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-7855" src="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/okg.jpg" alt="" width="284" height="162" /></a></p>
<p>İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre; varsayılanın aksine çocukların IQ&#8217;su zaman içerisinde değişim gösterebiliyor.</p>
<p>12-16 yaş aralığındaki gençler üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları Nature dergisinde yayımlandı. Araştırmada, dört yıl arayla çocukların IQ&#8217;sunu ölçtü ve manyetik rezonans görüntüleme tekniğini kullanarak beyinlerini inceledi.<span id="more-7854"></span> </p>
<p>İngiliz bilim adamı <span style="text-decoration: underline"><strong>Prof. Cathy Price,</strong></span> çocukları oldukça erken yaşta değerlendirme ve eğitim hayatını belirleme eğilimine dikkati çekerek, sonuçların ise çocukların yeteneklerinin ilerleyen yaşla da geliştiğini ve IQ&#8217;larının önemli ölçüde artabileceğini gösterdiğini söyledi.</p>
<p>Price, başarılı çocukların ise IQ&#8217;larının düşebileceğini belirtti. İnsanlarda yeteneğin yıllarca aynı kaldığı düşünülüyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iyikadin.com/cocuklarin-iqsu-zaman-icerisinde-degisim-gosterebiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Empati Nasıl Geliştirilir?</title>
		<link>http://www.iyikadin.com/cocuklarda-empati-nasil-gelistirilir.html</link>
		<comments>http://www.iyikadin.com/cocuklarda-empati-nasil-gelistirilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 10:33:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilkara</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[empati kurmak.]]></category>
		<category><![CDATA[empati nasıl gelişir]]></category>
		<category><![CDATA[empati ne demektir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iyikadin.com/?p=7616</guid>
		<description><![CDATA[Empati kurmak nedir? Bir çocuğa empati kurmasını öğretmek neden önemlidir? Empati kurmayı çocuklarımıza nasıl öğretebiliriz. Uzman Psikolojik Danışman ve Psikolog Yaprak Veziroğlu, empati kurmak ile ilgili en önemli soruları yanıtladı Empati nedir? Başkasının benden farklı olduğunu bilmek Başkasının benden farklı düşünebileceğini ve hissedebileceğini anlamak Mutluluk, şaşkınlık, öfke, hayal kırıklığı, üzüntü gibi duyguların farkında olmak Birinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/imagesCA8PTMDI.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-7617" src="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/imagesCA8PTMDI.jpg" alt="" width="184" height="184" /></a></p>
<p><span style="color: #3366ff"><strong>Empati kurmak nedir? </strong></span></p>
<p>Bir çocuğa empati kurmasını öğretmek neden önemlidir? Empati kurmayı çocuklarımıza nasıl öğretebiliriz. Uzman Psikolojik Danışman ve Psikolog Yaprak Veziroğlu, empati kurmak ile ilgili en önemli soruları yanıtladı<br />
<span style="color: #3366ff"><strong>Empati nedir? </strong></span></p>
<p>Başkasının benden farklı olduğunu bilmek</p>
<p>Başkasının benden farklı düşünebileceğini ve hissedebileceğini anlamak</p>
<p>Mutluluk, şaşkınlık, öfke, hayal kırıklığı, üzüntü gibi duyguların farkında olmak</p>
<p>Birinin yaşadığı olay sırasında kendini onun yerine koyup ne hissederdi diye düşünebilmek, böylece diğer kişinin ne hissedebileceğini anlamak</p>
<p>Karşısındaki kişiyi rahatlatabilmek için onun neye ihtiyacı olduğunu tahmin edip buna uygun davranışta bulunabilmek</p>
<p><span style="color: #3366ff"><strong>Nasıl gelişir?</strong></span></p>
<p>Empatinin temeli hayatın ilk yıllarında atılır. Annenin çocuğuna gösterdiği şefkatli ve sevgi dolu ilgi, çocuğun da çevresine şefkat ve ilgi göstermesini sağlar. Bebeğini düşünen, ihtiyaçlarını karşılayan anne onun sadece ruhen değil, zihinsel olarak da gelişmesini sağlar. “Sağ beyin” olarak adlandırılan beyin bölgemiz, empatiden sorumludur. Bebeğin yaşamının ilk yılı, sağ beynin gelişimi için kritik zamandır. İlk yılda değerli olduğunu hisseden, annesinin onu hep seveceğine ve koruyacağına güvenen bebekler, bu sevgiyi ve değeri çevresindekilere de gösterir. Acıma, vicdan, merhamet duygularının temeli böylece atılır.</p>
<p>18-24 ay arasında “ben” kavramı gelişir. Ancak “ben” diyebilen çocuklar “ben-sen” ayrımını yapabilir. Bu nedenle 2 yaştan önce kendinden başkasını düşünüp anlayabilmesi çok zordur.</p>
<p><span style="color: #3366ff"><strong>Siz nasıl yardımcı olabilirsiniz?</strong></span></p>
<p>Çocuğunuza empati gösterin. “Bu salıncağa binmekten korkuyor musun? Eğlenceli görünüyor olsa da oldukça hızlanabiliyor. Bu korkutucu olabilir. İstersen şuradaki küçük kaydırağa gidelim”</p>
<p>Başkalarının ne hissettiğini ona söyleyin. “Ablan, onun oyuncağını elinden çektiğin için kızdı. Lütfen şimdi oyuncağını ona geri ver ve sana başka bir tane seçelim”</p>
<p>Empati nasıl gösterilir, öncülük edin. “Gel arkadaşının yarasına ilaç sürelim”</p>
<p>Duygularla ilgili farkındalığını geliştirin. Ona farklı duyguların anlatan yüz ifadeleri gösterin, hikayeler okuyun.</p>
<p>Kendi ilişkilerinizde çevrenizdekilere empati göstererek örnek olun.</p>
<p>Kendinin farkına varmasına yardımcı olun. Örneğin aynada kendini tanısın.</p>
<p>“Ben” dilini kullanarak kendini sizden ayırt etmesine yardımcı olabilirsiniz. “Bana vurmanı istemiyorum. Vurduğun zaman canım acıyor”</p>
<p>Kızgınlık, üzüntü gibi kötü duyguları yaşamasına izin verin. Çünkü bu duygular da hayatın bir parçasıdır ve onlarla baş etmeyi de çocuğunuza öğretmeniz gerekir. Onu hep mutlu etmeye çalışırsanız zor duyguları kontrol etmeyi öğrenemez. Kızgın bir arkadaşının ne hissettiğini anlayamaz. Sevdiği bir çizgi filmi izlemesini istemiyorsanız televizyonu kapattığınız zaman ne hissettiğini anladığınızı ona söyleyin. “Biliyorum ki filmi kapatmama kızdın. Seni anlıyorum ama bunu izlemeni de istemiyorum. Sakinleşince seninle birlikte sevdiğin lego oyununu oynayabiliriz.”<span id="more-7616"></span> </p>
<p>Gün içinde arkadaşlarıyla yaşadığı paylaşamama sorunlarını sonradan oyunlarda konu edin. Örneğin o gün arkadaşının elinden oyuncağı çekip onu ağlattıysa, oyunda rol değiştirerek onu ağlayan çocuğun yerine koyun. Oyunda olayı tekrar canlandırıp ne hissettiğini anlattırın. Doğru davranışı bulmasını sağlayın.</p>
<p>“Özür dilerim” demesi için çocuğunuzu zorlamayın. Önemli olan bu sözleri kullanması değil, yanlış yaptığını anlamasıdır. “Görüyor musun, onun yerini kaptığın için Ece nasıl da ağlıyor. Çok üzülmüş.” Böylece davranışının sonuçlarını anlamasını sağlarsınız. Empatinin gelişmesi zamanla ve yavaş yavaş olur. Üstelik unutmayın ki bencillik çocuk olmanın bir parçasıdır. 3 yaşına kadar beklentinizi sınırlı tutun. Yetişkin olup da bencilliği bırakamamış nice kişi mutlaka tanırsınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iyikadin.com/cocuklarda-empati-nasil-gelistirilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun Yaşına Uygun Kitap ve Oyuncaklar…</title>
		<link>http://www.iyikadin.com/cocugunuzun-yasina-uygun-kitap-ve-oyuncaklar%e2%80%a6.html</link>
		<comments>http://www.iyikadin.com/cocugunuzun-yasina-uygun-kitap-ve-oyuncaklar%e2%80%a6.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2011 10:15:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilkara</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğuma hangi kitabı almalıyım]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğuma hangi oyuncağı almalıyım]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi ve gelişimi.]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara kitap ve oyuncak seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap seçimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iyikadin.com/?p=7579</guid>
		<description><![CDATA[Genelde anne babalar çocuğunun yaşına uygun kitap ve oyuncak seçerken sıkıntı yaşadıklarını bize iletmektedirler. Bende bu sorulardan yola çıkarak size rehber olabilecek oyuncak ve kitap seçme kriterlerini belirledim. Kitap seçerken, Çocuklar için kitap seçimi yaparken gelişimine uygun olanları tercih etmelisiniz. Kitabın dili, resimleri, büyüklüğü, yazım şekli, içeriği, şiddet unsuru, korkutucu öğeleri taşıyıp taşımadığı konularına dikkat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/net-cocuk-10.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-7580" src="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/net-cocuk-10-300x141.jpg" alt="" width="300" height="141" /></a></p>
<p>Genelde anne babalar çocuğunun yaşına uygun kitap ve oyuncak seçerken sıkıntı yaşadıklarını bize iletmektedirler. Bende bu sorulardan yola çıkarak size rehber olabilecek oyuncak ve kitap seçme kriterlerini belirledim.</p>
<p><strong>Kitap seçerken,</strong></p>
<p>Çocuklar için kitap seçimi yaparken gelişimine uygun olanları tercih etmelisiniz. Kitabın dili, resimleri, büyüklüğü, yazım şekli, içeriği, şiddet unsuru, korkutucu öğeleri taşıyıp taşımadığı konularına dikkat edilmelidir. Eğer mümkün ise kendi yaş grubu kitaplardan kendisinin seçmesini isteyiniz. Özellikle konuları sosyal içerikli, öğretici ve keyifli kitaplar seçmenizde fayda vardır.<br />
<strong>Yaşlara göre kitap seçimi,</strong></p>
<p><span style="color: #ff6600;text-decoration: underline"><strong>0-2 yaş</strong></span></p>
<p>◦Parlak sayfalı<br />
◦Kalın mukavva sayfalar<br />
◦Renkleri canlı<br />
◦İri resimli<br />
◦Dokunsallığı olan kitaplar<br />
◦Sesli kitaplar<br />
<span style="color: #ff6600;text-decoration: underline"><strong>3-5 yaş</strong></span></p>
<p>◦Bol resimli az kelimeli kitaplar<br />
◦Hayvan, oyuncak, vücut, kavram, taşıtlar gibi tanıdık nesne resimleri<br />
◦Masal kitapları<br />
◦Kısa hikayeler<br />
<span style="color: #ff6600;text-decoration: underline"><strong>6-8 yaş</strong></span></p>
<p>◦Bir önceki yaşa göre biraz daha uzamış hikayeler<br />
◦İçinde 3-4 karakterin olduğu seslendirilmiş hikayeler<br />
◦Mesaj veren hikayeler<br />
◦İzlediği çizgi filmlerinden uyarlanmış hikayeler<br />
◦Mesleklerle ilgili kitaplar<br />
◦Doğa ve hayvanları anlatan deneysel kitaplar<br />
◦Resimleri karışık ve detaylı olan kitaplar<br />
<span style="color: #ff6600;text-decoration: underline"><strong>9-12 yaş</strong></span></p>
<p>◦Zevkine uygun kitaplar<br />
◦Merak uyandıran bilimsel kitaplar<br />
◦Fabllar<br />
◦Klasikler<br />
<strong>Oyuncak seçerken,</strong></p>
<p>Oyuncak seçiminde öncelikli olarak yaşına uygun, gelişimini destekleyici unsurlara dikkat edilmelidir. Oyuncağın şekli, rengi, dokunsal özelliği,sesi, imal edildiği maddesi, kalitesi dikkat edilmesi gereken diğer özelliklerdir. Oyuncaklar iyi muhafaza edilmelidir. Sık sık temizliğinin sağlanmalı, pilli oyuncaklarda pilin bozuk olup olmadığı kontrol edilmelidir. Yaşlara göre önerdiğimiz oyuncaklar,</p>
<p><span style="color: #ff6600;text-decoration: underline"><strong>0-3 yaş</strong></span></p>
<p>◦Sesli çıkaran oyuncaklar ve çıngıraklar<br />
◦Renkli halkalar<br />
◦Yumuşak oyuncaklar ( bebek, ayıcık, köpek gibi..)<br />
◦Dişlik<br />
◦Plastik iç içe geçmeli kutular<br />
◦Zıplayan oyuncaklar<br />
◦Toplar<br />
◦Küçük sandalyeler<br />
◦Evcilik malzemeleri<br />
◦Marangoz aletleri<br />
◦Minyatür hayvan figürleri<br />
◦Mobiller<br />
◦Oyun battaniyesi<br />
◦Takma geçirmeli oyuncaklar<br />
◦Banyo oyuncakları<br />
◦Kuklalar<br />
◦İtmeli çekmeli oyuncaklar<br />
◦Bahçe oyuncakları<br />
<span style="color: #ff6600;text-decoration: underline"><strong>3-6 yaş</strong></span></p>
<p>◦Keşfetmeye yönelik oyuncaklar<br />
◦Mutfak oyuncakları<br />
◦Doktor muayene oyuncakları<br />
◦Puzzler<br />
◦Domino<br />
◦Desen oluşturmak için plastik çiviler<br />
◦Yapı inşaa oyuncakları<br />
◦Olay sıralama kartları<br />
◦Zeka küpleri<br />
◦Abaküsler<br />
◦Denge oyuncakları<br />
◦çok yönlü oyuncak mobilyalar<br />
◦tahta taşıt araçları<br />
◦Resim sehpası<br />
◦Kukla tiyatrosu<br />
◦Tekerlekli oyuncaklar<br />
◦Atlama ipi<br />
◦Müzik ritm aletleri<br />
◦Efekt kartları ve kasetleri<br />
◦Kurallı oyunlar<br />
◦Legolar<br />
◦Oyun hamuru<br />
◦Ayna<br />
◦Rehber makaslar<br />
◦Sayı setleri<br />
◦Yazı tahtası<br />
◦Bahçe oyuncakları<br />
<span style="color: #ff6600;text-decoration: underline"><strong>6-8 yaş</strong></span></p>
<p>◦Sek sek oyuncakları<br />
◦Denge patenleri<br />
◦Toplar<br />
◦Maketler<br />
◦Puzzeller<br />
◦Boya çeşitleri ( pastel,kuru,sulu,parmak boyaları..)<br />
◦Kurallı oyunlar<br />
◦Dama<br />
◦Yumuşak oyuncaklar<br />
<span style="color: #ff6600;text-decoration: underline"><strong>9-12 yaş</strong></span></p>
<p>◦Bilgisayar oyunları<br />
◦Kurallı oyunlar<br />
◦150 parça üzeri puzzeller<br />
◦Maketler<br />
◦Muhakemeye dayalı oyunlar<br />
◦Sportif faaliyetler ( voleybol , tenis ,yüzme gibi..)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iyikadin.com/cocugunuzun-yasina-uygun-kitap-ve-oyuncaklar%e2%80%a6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte Stresle Nasıl Başa Çıkabilirsiniz?</title>
		<link>http://www.iyikadin.com/hamilelikte-stresle-nasil-basa-cikabilirsiniz.html</link>
		<comments>http://www.iyikadin.com/hamilelikte-stresle-nasil-basa-cikabilirsiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2011 09:41:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilkara</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Suat Süphan Erşahin]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte stres]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte stresten kurtulma]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik.anne ve çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte stres]]></category>
		<category><![CDATA[Medical Park Bahçelievler Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Medical Park Göztepe Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog Zeren Okçuoğlu Kadıoğlu.]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[stresi önlemenin yolları]]></category>
		<category><![CDATA[stresten kurtulma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iyikadin.com/?p=7574</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde kadınların iş hayatında daha fazla yer almaları, hamilelik döneminde yoğun stres altında kalmalarına neden olabiliyor. Stresi hayatımızdan tamamen çıkaramadığımız için biz de uzmanımızdan bununla nasıl başa çıkabileceğinizle ilgili bilgiler aldık. Modernleşen hayatla birlikte, yaşamımıza fazla yenilik girdi, koşullar değişti. Eskiden çok daha kolay olan işler artık zor hale geldi. İşe girmek, para kazanmak ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/001_d.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-7575" src="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/001_d.jpg" alt="" width="236" height="128" /></a></p>
<p>Günümüzde kadınların iş hayatında daha fazla yer almaları, hamilelik döneminde yoğun stres altında kalmalarına neden olabiliyor. Stresi hayatımızdan tamamen çıkaramadığımız için biz de uzmanımızdan bununla nasıl başa çıkabileceğinizle ilgili bilgiler aldık.</p>
<p>Modernleşen hayatla birlikte, yaşamımıza fazla yenilik girdi, koşullar değişti. Eskiden çok daha kolay olan işler artık zor hale geldi. İşe girmek, para kazanmak ve kariyer yapmak gibi şeyler ciddi anlamda çaba istiyor artık. İnsanların kendilerinden ve çevrelerinden beklentileri kayda değer şekilde arttı. Zamanın gereği olarak her şey daha iyi, daha mükemmel olmak zorundaymış gibi bir algı oluştu hepimizde. Tüm bunlar ise stres faktörü. Bir anne adayı olarak bebeğinizin bu ve benzeri stresli durumlardan ne ölçüde etkilendiğini bilmek istemeniz kadar doğal bir şey olamaz. Biz de size; <strong>Medical Park Bahçelievler Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Suat Süphan Erşahin ve Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi’nden Psikolog Zeren Okçuoğlu Kadıoğlu</strong>’nun katkılarıyla; mutlu, sağlıklı ve stresten uzak bir hamile olmanıza yardımcı olacak öneriler hazırladık.</p>
<p>Araştırma sonuçları<br />
Yapılan araştırmalarda, hamile kalan kadınlar stres yaşadığı zaman kanda CRH’nin (kortikotropin salgılatıcı hormon) yükseldiği görülmüş. Bu hormon, plasenta ve beyinden salgılanır ve bebeğin gelişmesinde rol oynar. Aşırı salgılanımda bebeğin gelişimi azalır. Yoğun stres yaşayan kadınların bebekleri (ıugr) düşük doğum ağırlıklı doğarlar. Ağır stres gibi durumlarda ise bebekte bazen yapısal anomaliler de<br />
oluşabilir.</p>
<p><span style="color: #800000"><strong>Stresin hamilelere etkileri</strong></span></p>
<p>- İster dış etkenlerden, ister hamilelikten kaynaklansın; stres anne adayına zarar verir. Stres yaşayan anne adayı kendisini yeme içmeden kesebilir. Bu durumda kilo kaybı yaşar, bulantı, kusmalar oluşabilir. Hyperemesis gravidarum dediğimiz hamilelik aşırı bulantı kusmaları oluşabilir. Bu kişilerde hastane tedavisi gerekebilir.</p>
<p>- Bazı stres yaşayan hamileler aşırı beslenebilir. Bunlarda da aşırı kilo alımına bağlı olarak hamilelik diyabeti anlamına gelen gestasyonel diyabet oluşabilir. Bunlarda diyet ya da insülin tedavisi başlanabilir. Hamilelik tansiyonu (preeklampsi) daha çok görülür.</p>
<p>- Stres yaşayan anne adayları, daha önceki zararlı alışkanlıklarına (sigara, alkol vb.) dönebilirler. Aile ve iş hayatı olumsuz etkilenir. İş başarısı düşer, ailede huzursuzluk ve gerginlik olmaya başlar. Bu olaylar bazen iş kaybına ve hatta bazen de eşinden boşanmaya kadar gidebilir.</p>
<p>- Bu tür hamileler sosyal hayattan uzaklaşırlar, spor yapmak istemezler, toplumsal olaylara katılmak istemezler, çoğu zaman kapalı ve tek başına kalmak isterler. Hastanın uyku düzeni bozulur. Panik ve öfke nöbetleri geçirir, anksiyete ve depresyon belirtileri ortaya çıkar ve kişisel beklentileri artar.</p>
<p>- Bazen hamilelik sırasında oluşan olumsuz analitik sonuçlar (örneğin 2’li testin sorunlu çıkması vb.) hastada strese yol açar ya da hastanın doğum şeklini düşünmesi, komşusunun anomalili bebek doğurması ya da aşırı internet araştırması sonucu hamilelik hakkında fazla bilgiye ulaşması da strese yol açabilir.</p>
<p><span style="color: #800000"><strong>Stresin bebek üzerindeki olumsuz etkileri<span id="more-7574"></span></strong></span></p>
<p>Özellikle oluşan komplikasyonlar bebeği olumsuz etkiler. Hamilelik tansiyonunun (preeklampsi) daha sık görülmesi, düşük ağırlıklı bebek doğumuna, hatta bebek ölümlerine yol açabilir. Erken doğum ihtimali daha da artar ve bu da düşük doğum ağırlıklı bebeklerin doğmasına yol açar. Hamilelik tansiyonu ayrıca plasentanın erken ayrılmasına yol açarak hamilelik kanamaları oluşturur.</p>
<p>- Hamilelik diyabetinin ortaya çıkması makrosomik bebek oluşumuna, amniyon mayının aşırı olması erken doğuma, kötü alışkanlıkların başlaması ise bebekte yapısal anomalilere ve gelişme geriliğine yol açabilir.</p>
<p>- Yoğun stres yaşayan anne adayları bazen bebeklerini aldırmak isteyebiliyorlar. Hatta yasal sınırları geçmiş (10 hafta) halde, yasal olmayan yerlerde ve sağlıksız koşullarda bebeklerini aldırma yoluna gidebiliyorlar. Ne yazık ki bu durumlar anne ölümleriyle sonuçlanabiliyor.</p>
<p><span style="color: #800000"><strong>Hamilelikte stresi önleme yolları</strong></span><br />
- Spor yapmak,<br />
- İş hayatına devam etmek,<br />
- Sosyal olaylara katılmak,<br />
- Gerektiği zamanlarda tatil yapmak,<br />
- Stres yaratacak ortamlarda bulunmamak,<br />
- Grev, lokavt, yürüyüş, siyasi tartışmalar vb. katılmamak,<br />
- Dinlenmek ve düzenli uyumak,<br />
- Çiçek yetiştirmek, resim yapmak vs. hobiler edinmek,<br />
- Beslenme düzeninin normal olması,<br />
- Hamileliği kabullenmek oluşabilecek tüm olumsuzlukları baştan normal kabul etmek gerekir. Hamilelikte her türlü analitik sonucun olabileceğini ve hamilelik sırasında oluşabilecek her türlü anormalliği kabul etmek ve doğum şeklini düşünmemek stresi azaltacaktır.</p>
<p><span style="color: #800000"><strong>Stres başladığında bunları yapın!</strong></span><br />
- Stres ortamından uzaklaşın,<br />
- Derin nefes alıp verin,<br />
- Gerekirse uzanıp dinlenin,<br />
- Gürültülü ortamdan uzaklaşın,<br />
- Kendinizi iyi hissettiren bir ortamda düşünün,<br />
- Sevdiğiniz hafif bir müziği dinleyin.</p>
<p><span style="color: #800000"><strong>Hamilelik döneminde stresle nasıl baş edilebilir?<!--more--></strong></span></p>
<p>Günlük stresi azaltın Stres yaratan durumları engellemeye çalışsanız da stresi hayatınızdan tümüyle çıkartmak mümkün ve gerçekçi bir durum değildir. Ayrıca uygun düzeyde, aşırı olmayan stresin varlığı sağlıklıdır. İşyeri stresi, ilişki problemleri ve ev işleriyle ilgili günlük sorumluluklar stres yaratıcı olabilirler. Hamilelikte stresi kontrol altında tutabilmek için etkin başa çıkma mekanizmalarını öğrenmek gerekir. Nefes egzersizleri ve yoga; hamilelikte stresle mücadele etmekte etkili yöntemlerdendir ve doğumun daha kolay gerçekleşmesini de sağlayabilir. Bu yöntemlerin düzenli uygulanması, bedenin direncini ve strese karşı dayanıklılığını arttırır.</p>
<p><span style="color: #800000"><strong>Sağlığınıza özen gösterin</strong></span></p>
<p>Stres ve sağlık durumu birbirleriyle ilişkilidir ve birbirlerini etkiler. Kişinin sağlığına dikkat etmemesi, stres düzeyini artırabilir. Yetersiz uyku ve iyi beslenememe hamilelik döneminde strese neden olabilecek etkenler arasındadır. Aşırı kafein tüketiminin olmamasına da hamilelikte dikkat edilmelidir. Olumlu bir tutum geliştirmeye çalışın Yaşama karşı bakışınız stres düzeyinizi etkiler. Olumsuz düşüncelerinizin varlığı, karamsar tutumlarınız stres etkenlerini fazlalaştırarak huzursuz hissetmenize neden olur. Hamilelik dönemi boyunca olumlu bir tutuma sahip olmak, stres unsurlarıyla başa çıkmayı sağlayacak daha sağlıklı bir tutumdur.</p>
<p>Doğum, kadınların hayatında çok önemli bir olaydır. Bu nedenle, anne adayının yakınlarından, sevdiği kişilerden duygusal destek görmesi hamilelik döneminin daha rahat geçmesine yardımcı olacaktır. Sosyal desteğe ve kişisel çabaya rağmen stresle baş edilemeyen, anne adayının kaygı düzeyinin fazlaca arttığı, depresif belirtilerin ortaya çıktığı bazı durumlarda bir uzmana danışmak ve psikolojik tedaviden faydalanmak hem bebeğin hem de annenin sağlığı için doğru bir seçenek olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iyikadin.com/hamilelikte-stresle-nasil-basa-cikabilirsiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Yazıyı Okuyan Hiçbir Bayan Kalmaması Dileğiyle</title>
		<link>http://www.iyikadin.com/bu-yaziyi-okuyan-hicbir-bayan-kalmamasi-dilegiyle.html</link>
		<comments>http://www.iyikadin.com/bu-yaziyi-okuyan-hicbir-bayan-kalmamasi-dilegiyle.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Oct 2011 15:41:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nilkara</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[anne ve cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk aldırmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk nasıl aldırılır.]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj yapma hakkında bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iyikadin.com/?p=7446</guid>
		<description><![CDATA[5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor. Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri seveceğim. 19 Ekim: Biraz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/36haftalik.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-7447" src="http://www.iyikadin.com/wp-content/uploads/36haftalik-300x225.jpg" alt="" width="294" height="203" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000"><strong>5 Ekim:</strong></span> Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.</p>
<p>Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri seveceğim.</p>
<p><span style="color: #ff0000"><strong>19 Ekim:</strong></span> Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden hissediyorum. Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.</p>
<p><span style="color: #ff0000"><strong>23 Ekim:</strong></span> Hiç göremediğim bir el ağzımı biçimlendirmeye başladı. Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu &#8220;el&#8221;in dokunduğu yerler dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra bu elin dokunduğu yerde tebessümler açacak, güleceğim. Dudağımdan ve dilimden sözler dökülecek. Herhalde önce &#8220;Anne!&#8221; diyeceğim. Anne duyuyor musun beni? Seninle konuşacağım. Sana güleceğim. Kimilerine göre hâlâ daha var değilmişim… Nasıl olur? Varım ve gülücükler sunacak dudaklarım da olmak üzere ya… Hem sonra bir ekmek kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir. Öyle değil mi anneciğim? Ah bir konuşabilsem!</p>
<p><span style="color: #ff0000"><strong>27 Ekim:</strong></span> Bugün pek mutluyum. İçimde tatlı bir kıpırtı başladı. Artık bir kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım boyunca böyle atıp duracak. Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı anneminki gibi&#8230; Annem bedeninde iki kalbin birden atmaya başladığını bilseydi ne kadar sevinirdi! Duyuyor musun anne?</p>
<p><span style="color: #ff0000"><strong>2 Kasım: </strong></span>Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve bacaklarım da biçimlenmeye başladı. Hele bir büyüsün kollarım bak nasıl kucaklayacağım seni anneciğim. Şu ayaklarım da tamamlansın da, beraber çiçekli bahçemizde yürürüz. Belki birlikte okula gideriz.</p>
<p><span style="color: #ff0000"><strong>12 Kasım:</strong></span> Ah evet… Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük şeyler. Aman Allah&#8217;ım parmaklarım da çıkmaya başladı. Bunlarla çiçek toplayacağım, annemin elini tutacağım, kalem tutacağım. Belki de güzel bir şiir yazacağım. Anneciğim, orada mısın? Ellerimi ellerinin arasına koymak için sabırsızlanıyorum.</p>
<p><span style="color: #ff0000"><strong>20 Kasım:</strong></span> Oh, nihayet.. Annem doktora gitti. Burada olduğumu öğrendi.. Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason diyorlarmış. Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun anneciğim? Seneye kalmaz kollarının arasında olacağım…</p>
<p><span style="color: #ff0000"><strong>25 Kasım: </strong></span>Artık babam da burada olduğumu biliyor. Fakat henüz kız olduğumun farkında değiller. Onlara sürpriz yapacağım.. <span id="more-7446"></span></p>
<p><span style="color: #ff0000"><strong>10 Aralık:</strong></span> Bugün yüzüm tamamlandı. Artık iki güzel gözüm, bir küçük burnum, dudaklarım ve yanağım var… Anneme benziyorum galiba…</p>
<p><span style="color: #ff0000"><strong>13 Aralık: </strong></span>Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok karanlık ama olsun. Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa bir süre sonra gün ışığını görebileceğim, renkleri ve çiçekleri tanıyacağım. Rüyamda gördüm. Dünyada gökkuşağı diye bir şey varmış.. Onu çok merak ediyorum.. Anneciğim, babacığım sizin yüzünüzü de göreceğim. Tanışacağız…. Mutlu olacağız. Gülüşeceğiz..</p>
<p><span style="color: #ff0000"><strong>24 Aralık:</strong></span> Kulaklarım daha iyi duyuyor artık. Anneciğim, senin kalbinin seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atışlarını da sen duyabiliyor musun? Hatta sesini bile tanıyabiliyorum. Sesin ne kadar tatlı… Hiç duymadığım bir şey bu… Güzel ve sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında uyuyacağım, yüzüne bakacağım, o tatlı sesini dinleyeceğim. Benim için ninni de söyleyecek misin anneciğim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka… Beni koklayacaksın.. Çok seveceksin, değil mi?</p>
<p><span style="color: #ff0000"><strong>28 Aralık:</strong></span> Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz bakıyor böyle&#8230; Sen acı çekiyor gibisin. Kalp seslerin değişti&#8230; Sustun. Benimle niye konuşmuyorsun anne? Anne… Anne… Anneciğim… Yüzümde soğuk bir şey hissediyorum. Anne, yüzümü parçalıyorlar&#8230; Anne bir şeyler yap… Anne… Kolumu çekiyorlar anne… Canım yanıyor anne&#8230; Anne… Ayaklarımı parçalıyor bu şey anne&#8230; Beni sana bağlayan damarı kopardılar anne… Anne kalbimi parçalıyorlar… Anneciğim… Anne… Anne… An…</p>
<p><strong>Hemşire:</strong></p>
<p>-<strong>Kürtajınız tamamlandı hanımefendi. Geçmiş olsun !.. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iyikadin.com/bu-yaziyi-okuyan-hicbir-bayan-kalmamasi-dilegiyle.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

